Ara
  • Buket

İtalyan Tabirlerine Övgü #1


Bir nevî kısa İtalya seyahatleri tadında geçen İtalyanca derslerimin başlarında öğrendiğim bir tabir vardı: “In bocca al lupo!” Bu deyiş üzerine ders boyunca uzun uzun sohbet ettiğimizi hatırlıyorum. İtalyanca bir deyim öğrendiğimdeki sevincim ve cümle içinde hemen kullanma telaşım böylelikle başlamıştı.




Zaten bir dil öğrenirken, bu tür o dile, kültüre özgü, arkasında nice hikayeler barındıran deyim/tabir öğrenmeyi hep en çok sevmişimdir.


Sonra da dedim ki buraya da yazayım. Belki benim gibi başka meraklısı da çıkar, karşılıklı istişare ederiz. Ben de hem italyancamı formda tutarım hem de bu tür deyişlere yenilerini eklemem için bahanem olur. E yok öyle sadece amme hizmeti.

Her neyse.


Bildiğiniz (ya da bilmiyorum belki de bilmiyorsunuz) gibi İtalyanlar ile kültürel bir takım benzerliklerimiz var. Her ne kadar kimileri için bunlar “çok” fazla sayıda olsa da, bana kalırsa öyle değil. Hala bazı kitaplar okuyarak, bu konudaki argümanlarımı geliştiriyorum. O sebeple bunu başka bir postta yeniden ele alırız.

Ne diyorduk? İtalyanlarla benziyoruz biraz, evet. Onların da bizler gibi batıl inançları hatırı sayılacak ölçüde. Mesela bir rahip gördüğünüzde hafifçe zıplarsanız, şansınızın döneceği söylenir (bunu bir italyan arkadaşım kendisi söylemişti, evet). Bu bizim, zenci görünce yanındakini çimdiklersen sevdiğin kişiyi görürsü hurafesi gibi (benim tüm ergenliğim bununla geçti, bilmiyorum demeyin sakın!). Kambur birinin kamburuna dokunursanız bu da iyi şans demektir (bu biraz enteresan, Kabul ediyorum). Ya da düğün gününüzde yağmur yağması da iyi bir şey olarak nitelendirilirmiş. Bizde hele de kır düğünüyse gelinin suratından yanına varılmaz büyük olasılıkla. Halbuki ne güzel, ben hiç bozulmazdım. Yağmurda dens, dens, dens. Hoş olurdu. Bereket bir kere!

Şimdi buradan nereye geleceğiz? Roma mitolojisi, efsaneleri ve bu tür batıl inançlar ile şekillenerek günümüze kadar gelen ve yaygın olarak kullanılmaya devam eden İtalyan deyişlerine geleceğiz. Ne sandınız, ne diyorum deminden beri? -_-

***

“In bocca al lupo”nun direct çevirisi, pek çok kaynakta da okuyacağınız gibi, “into the wolf’s mouth”. Kurdun ağzında olma durumu yani. Peki bu anlama gelen bir tabir nasıl oluyor da birine şans dilemek için kullanılıyor?

Aslında bu durum üzerine çeşitli rivayetler var ve bunlardan bir tanesi kesin doğrudur diye bir şey okumadım şu ana kadar. Sadece kendi okuduğum kaynaklardan, sohbet ettiğim birkaç arkadaşımdan edindiğim bilgilere dayanarak, İtalya’da da en yaygın olan rivayeti aktaracağım sizlere.

Kurt, İtalyan kültüründe oldukça yaygın olarak sembolleşmiş bir hayvan. Roma mitolojisine göre;

  • Roma şehri, Mars Tanrısının oğulları olan ikizler (Romulus ve Remus) tarafından Palentine Tepesine kurulmuş. Kurulmuş ama ne badireler atlatmış.

  • Bugün İtalya’nın Lazio bölgesindeki antik kent Alba Longa, o dönem yeni yeni gelişen Roma’ya rakip olduğundan, Alba Longa kralı, gelecekte kendi krallığı için tehdit oluşturacağını düşündüğü kardeşinin torunları olan Romulus ve Remus ikizlerini bir sepete koyarak Tibet Nehrine bırakmış.(Alba Longa uzun gün doğumu anlamına geliyor ayrıca. Alba italyanca bir kelime ama longa Portekizce. Neden, bilmiyorum. Bir ara bi’ bakalım…)

  • İkizler, dişi bir kurt tarafından beslenmiş ve kurtarılmış, kurt sayesinde yaşamışlar.


Bu hikaye, bu şekliyle, kurdun önemini ve neden simgeleştiğini açıklıyor aslında. Bugünün Roma’sında bu amblemi şehrin hemen her yerinde görmek mümkün:

Bu sebeple İtalyanlar, özellikle Romalılar bu tabiri iki çocuğun dişi kurt tarafından bulunması veya dişi kurdu bulmasındaki iyi şans olarak yorumluyor. Anlamı bakımından tehlikeli bir durumu sembolize ederken, güçlü bir iyi dilek temennisi barındırması sebebiyle, İngilizcedeki “break a leg” deyişiyle benzer olarak düşünebiliriz. Aslında kurdun ağzında olma durumu bir nevi korunma durumunu temsil ediyor. Yavrular, kurdun ağzındayken her türlü beklenmedik tehlike ve tekinsiz olaydan korunuyor. Bu nedenle orası en güvenli yer olarak nitelendiriliyor. Bu sebeple, bizim için çok önemli olan durumlarda İtalyanlar, başarı, iyi dilek sunma amacıyla ve beklenmedik talihsizliklerle karşılaşmayalım diye "In bocca al lupo" diyorlar özetle.

Gelgelelim, bu deyişe “Grazie” yani teşekkürler şeklinde tepki vermek, buraya kadar hassasiyetle örülmüş bağlantılar silsilesini ve koskocaman bir miti devirip yıkıyor, o yüzden aman diyeyim!


Cevaben muhakak “Crepi il lupo” ya da sadece “Crepi” denmesi gerekiyor. İyi şansın bizimle beraber olması, işlerimizin yolunda gitmesi için bu şart. Fakat burada da yine anlamdan ileri gelen bir karmaşa var. Neden “Crepi il lupo” yani “May the wolf die” gibi kurdun boynu altında kalsın, evine ateşler düşsün şeklinde bedduavari bir tepki veriliyor, haliyle bir çelişki. Sonuçta kurdu bir kurtarıcı olarak düşünerek, ikizlerin onun ağzında saklanarak hayatta kaldığını ima ederek böyle bir şey diyorsak, aynı kurdun neden ölmesini diliyoruz? Haklısınız, bana da çok mantıklı gelmiyor. Pek çok yazı da okudum aslında. Ama net bir şekilde ikna edici bir neden bulamadım. Sonunda yine batıl inanca bağlanıyor. Her ikisinin de birbirinden ayrılamaz birer deyiş olduğu ve beraber kullanılması gerektiği anlatılıyor.

İşte en başta da dediğim gibi, İtalyanlar da az bağlı değil batıl inançlarına.


Öte yandan bu kullanımın yaygın bir yanılgı olduğunu ve cevap verirken "Viva il lupo!" olarak değiştirilmesi gerektiğini ve hatta "Grazie!" bile denebileceğini söyleyen hatırı sayılır bir kesim de var.

Benim italyanca hocam (italyan), zamanında bu deyişe "Crepi" diye karşılık verebileceğimizi söylemişti.

Siz de, bir italyan size iyi şanslar dileyene kadar nasıl cevap veririm diye oturur, düşünür, bir karar verirsiniz artık.


Son olarak; İtalyan deyişlerine ilişkin hoş bir yazı için buraya uğrayabilirsiniz. Bu hanımefendinin "La Bella Lingua" diye bir kitabı var; yakın zamanda edinmek istiyorum. Ondan sonra bu "Crepi il lupo" meselesine biraz daha açıklık getirebiliriz belki.


Ciao!

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Meftun

Hangisi Sen?